Sûre Açıklaması
Fecr Suresi (Arapça: سورة الفجر, Surat'ul Fecr), Kur'an'ın 89. suresidir. Fecr Suresi, 30 ayettir ve tamamı Mekke döneminde indirilmiştir. Adını, ilk ayetinde kendisi üzerine yemin edilen 'sabah aydınlığı' anlamındaki 'Fecr' sözcüğünden almıştır. İrem olduğuna inanılan Ubar şehri kalıntıları Surede genel olarak Âd Kavmi, Semûd, İrem ve Firavun toplumları gibi eski kavimlere dair bazı kıssalar, insanın kötülüğe yönelmesi, bunun sonuçları ve ahiret anlatılmıştır. Tarihsel önce: Leyl Suresi Sure metni: Fecr Suresi Tarihsel sonra: Duha Suresi

Mekki
tan yerinin ağarma vakti
89
30
139
573
Sesli Süre Dinleme
Fecr

وَالْفَجْرِ

 Fecr / 1 -

 Diyanet Vakfi = (1-5) Fecre, on geceye (haccın on gecesine), çifte ve teke, (her şeyi karanlığı ile) örttüğü an geceye yemin ederim ki, akıl sahibi için bunlarda elbette bir yemin (değeri) var, değil mi?


وَلَيَالٍ عَشْرٍ

 Fecr / 2 -

 Diyanet Vakfi = (1-5) Fecre, on geceye (haccın on gecesine), çifte ve teke, (her şeyi karanlığı ile) örttüğü an geceye yemin ederim ki, akıl sahibi için bunlarda elbette bir yemin (değeri) var, değil mi?


وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ

 Fecr / 3 -

 Diyanet Vakfi = (1-5) Fecre, on geceye (haccın on gecesine), çifte ve teke, (her şeyi karanlığı ile) örttüğü an geceye yemin ederim ki, akıl sahibi için bunlarda elbette bir yemin (değeri) var, değil mi?


وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ

 Fecr / 4 -

 Diyanet Vakfi = (1-5) Fecre, on geceye (haccın on gecesine), çifte ve teke, (her şeyi karanlığı ile) örttüğü an geceye yemin ederim ki, akıl sahibi için bunlarda elbette bir yemin (değeri) var, değil mi?


هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِّذِي حِجْرٍ

 Fecr / 5 -

 Diyanet Vakfi = (1-5) Fecre, on geceye (haccın on gecesine), çifte ve teke, (her şeyi karanlığı ile) örttüğü an geceye yemin ederim ki, akıl sahibi için bunlarda elbette bir yemin (değeri) var, değil mi?


أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ

 Fecr / 6 -

 Diyanet Vakfi = (6-14) Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.


إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ

 Fecr / 7 -

 Diyanet Vakfi = (6-14) Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.


الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ

 Fecr / 8 -

 Diyanet Vakfi = (6-14) Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.


وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ

 Fecr / 9 -

 Diyanet Vakfi = (6-14) Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.


وَفِرْعَوْنَ ذِي الْأَوْتَادِ

 Fecr / 10 -

 Diyanet Vakfi = (6-14) Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.


الَّذِينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِ

 Fecr / 11 -

 Diyanet Vakfi = (6-14) Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.


فَأَكْثَرُوا فِيهَا الْفَسَادَ

 Fecr / 12 -

 Diyanet Vakfi = (6-14) Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.


فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ

 Fecr / 13 -

 Diyanet Vakfi = (6-14) Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.


إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ

 Fecr / 14 -

 Diyanet Vakfi = (6-14) Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.


فَأَمَّا الْإِنسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ

 Fecr / 15 -

 Diyanet Vakfi = İnsan var ya, Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde «Rabbim bana ikram etti» der.


وَأَمَّا إِذَا مَا ابْتَلَاهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَهَانَنِ

 Fecr / 16 -

 Diyanet Vakfi = Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise «Rabbim beni önemsemedi» der.


كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ الْيَتِيمَ

 Fecr / 17 -

 Diyanet Vakfi = (17-20) Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.


وَلَا تَحَاضُّونَ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ

 Fecr / 18 -

 Diyanet Vakfi = (17-20) Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.


وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا

 Fecr / 19 -

 Diyanet Vakfi = (17-20) Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.


وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّا

 Fecr / 20 -

 Diyanet Vakfi = (17-20) Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.


كَلَّا إِذَا دُكَّتِ الْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا

 Fecr / 21 -

 Diyanet Vakfi = (21-22) Ama yeryüzü parça parça döküldüğü, Rabbin(in emri) geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman (her şey ortaya çıkacaktır).


وَجَاء رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا

 Fecr / 22 -

 Diyanet Vakfi = (21-22) Ama yeryüzü parça parça döküldüğü, Rabbin(in emri) geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman (her şey ortaya çıkacaktır).


وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْإِنسَانُ وَأَنَّى لَهُ الذِّكْرَى

 Fecr / 23 -

 Diyanet Vakfi = O gün cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var!


يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِي

 Fecr / 24 -

 Diyanet Vakfi = (İşte o zaman insan:) «Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!» der.


فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُ أَحَدٌ

 Fecr / 25 -

 Diyanet Vakfi = Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.


وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُ أَحَدٌ

 Fecr / 26 -

 Diyanet Vakfi = O'nun vuracağı bağı kimse vuramaz.


يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ

 Fecr / 27 -

 Diyanet Vakfi = (27-30) Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!


ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً

 Fecr / 28 -

 Diyanet Vakfi = (27-30) Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!


فَادْخُلِي فِي عِبَادِي

 Fecr / 29 -

 Diyanet Vakfi = (27-30) Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!


وَادْخُلِي جَنَّتِي

 Fecr / 30 -

 Diyanet Vakfi = (27-30) Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!